Marka mı, Bağımsızlık mı?
- Zecorner Mayor

- 15 Mar
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 17 Mar
Sektöre yeni girenlerin çoğu aynı soruyu sorar: Büyük bir markanın çatısı altında mı çalışmalıyım, yoksa bağımsız mı gitmeliyim?
Yıllarca her iki tarafı da gören biri olarak söyleyeyim soru yanlış kurulmuş.
Asıl soru şu olmalı: Hangi yapı bana satmak için gereken her şeyi veriyor, gereksiz yükler olmadan?

Masa parası gerçeği
Türkiye'de pek çok ofis "franchise" modeliyle çalışır. Aylık sabit masa bedeli, portal ilan ücreti, kartvizit, branda, fotoğraf derken bunların hepsi danışmanın cebinden çıkar. Ayda hiç satış yapmasan bile gider devam eder.
Bu model deneyimli danışman için özellikle anlamsız. Portföyünü kurmuşsun, müşteriyle ilişkiyi kendin yönetiyorsun ama ayın sonunda ofise para ödüyorsun.
Operasyon seni yavaşlatır
Başarılı bir danışmanın zamanı en değerli varlığıdır. Ama çoğu danışman zamanının büyük bölümünü şunlara harcıyor:
Fotoğrafçı ayarlamak, ilan yüklemek, branda baskısı için koşturmak, sözleşme kontrolü için avukat aramak.
Bunların hiçbiri satış değil.
Hepsi operasyon.
Operasyonu desteği olan bir yapıda çalıştığında ne oluyor?
Müşteriyle daha fazla zaman geçiriyorsun. Portföyünü büyütmeye odaklanıyorsun.
Satış sayın artıyor.
Teknoloji artık fark yaratıyor
Drone çekimi, 360° sanal tur, profesyonel video kurgu bunlar birkaç yıl önce lüks sayılırdı. Artık değil. Müşteri bu kalitede sunum gören bir ilan ile sıradan fotoğraflı ilanı karşılaştırıyor ve farkı görüyor.
Bu araçlara kendi imkânlarınla ulaşmak hem pahalı hem zaman alıcı. Bünyesinde medya ekibi olan bir ofiste çalışmak bu engeli tamamen kaldırıyor.

Sonuç olarak
Marka değil, altyapı seç. Tanınan bir isim sana müşteri getirmez.
Doğru araçlar ve operasyonel destek müşteri getirir.
Sıradaki adımı doğru atmak istiyorsan, bir kahve içmeye buyur.

Yorumlar